|
Yolculuğa Uygun musunuz?
Tatile
gitmeye hazırlanan ya da sık iş yolculuğuna çıkmak durumunda kalan
bireylerin hekimliğini yapan, tedavi amacıyla hastasını gelişmiş bir merkeze
göndermek durumunda kalan ya da tedavi sonrası hastasını yeniden geldiği
yere geri göndermek zorunda olan hekimin karşısına, "acaba uçak yolculuğu
hastam için uygun mu?" sorusu çıkmaktadır.
Hastaya önerilerde bulunmak ve onun uçuşa uygunluğunu değerlendirmek için
var olan bazı göstergeleri ele almadan önce, bazı temel ilkelerden sözetmek
gerekmektedir.
Eskiden basınç kabini olmaksızın alçak yükseklikte yolculuk yapılmaktayken,
son 40 yıldır teknolojinin gelişmesiyle koşullar değişmiştir. Günümüzde
uçaklar daha modernleşmiş, hızlı ve daha yükseklerde uçabilecek
niteliktedir. Bu durumda var olan fizyolojik koşulların insanları akut
sağlık sorunları ile karşı karşıya bırakma olasılığı nedeniyle, basınç
kabini geliştirilmiştir. Bu kabin yardımıyla uçak kabininin içerisinde
yeryüzüne benzer fizyolojik koşullar sağlanabilmiştir.
40000 ft'lik (12192 m) uçuş yüksekliğinde, kabin basınç yükseltisi 7000
ft'tir (2133.6 m). Bu da kabinde bulunan hava yoğunluğunun daha düşük olduğu
ve 2300 m yükseltideki hava yoğunluğuna eşdeğer olduğu anlamına gelmektedir.
Aynı biçimde oksijen parsiyel basıncı kabinde, deniz düzeyinde bulunan 160
mmHg' ya göre daha düşüktür ve 110 mmHg dolaylarında bulunmaktadır. Arteryel
oksijen saturasyon yüzdesi ise % 98-99'dan % 90-92'ye düşmektedir. Bu
koşullar altında bedenin bazı fizyolojik dengeleme düzenekleri devreye
girerler ve örneğin kalp atım sayısı bu sırada 5-15 atım/dakika artar,
solunum sayısı da hafif artar ve solunum derinleşir. Sol ventrikülde hafif
bir basınç artışı sözkonusu olur. Hipoksiye bağlı akciğer arteriollerinde
daralmaya bağlı sağ kalbin yükü artar. Yükseltiye bağlı basınç etkileri
yanısıra kabin klimalarına bağlı hava nemliliğinin %8-12 arasında olması
nedeniyle havanın oldukça kuruduğunu da belirtmek gerekir. Ortam ısısı artık
büyük bir sorun oluşturmamaktadır ve uygun biçimde ayarlanabilmektedir.
İnsan bedenini etkileyebilen diğer bir olumsuzluk ise, uzun süreli
hareketsizliktir. Bu durum özellikle otururken popliteal bölgeyi
etkilemektedir ve alt ekstremitelerde ödemlere, hatta tromboembolik
durumlara yol açmaktadır.
Uçuş sırasında olağandışı durumları bildiren uçuş raporları aracılığıyla
uçuş sırasında gelişebilen sağlık sorunları hakkında bilgi edinmek olasıdır.
Örneğin, 1988 yılında Lufthansa uçaklarında dokuz ölüm olgusu
bildirilmiştir. Olguların yarısından çoğu kardiyak nedenlere bağlı olmuştur.
IATA (Uluslarası sivil taşımacılık örgütü) 1977 ile 1984 yılları arasında
uçuş sırasında kardiyak nedenlere bağlı 326 ölüm bildirmiştir. |